DENİZLİ HÜKÜMET KONAĞI ULUSAL MİMARİ PROJESİ VE YAKIN ÇEVRESİ KENTSEL TASARIM PROJESİ YARIŞMASI

  • Tip: Kentsel Tasarım
  • İşveren: Denizli Hükümet Konağı (Yarışma Projesi)
  • Yapı Toplam Alanı: 12.466 m²
  • Konum: Denizli / Türkiye
  • Proje Ekibi: M. Tolga Akbulut, Burak Haznedar, Dilek Ekşi Akbulut, Emrah Altınok, Angelina Zeynep Trupia, Emre Pusat, Orhan Uzunalioğlu, Mert Ekşi, Turgut Bozkurt, Gözde Şarlak

Bir şehrin kentsel kamusal alanları, yerleşim bölgelerindeki buluşma ve günlük aktivitelerde bulunma olanakları, bireylere diğerlerinin arasında olma, onları  görme ve işitme ve diğer insanların değişik durumda ne şekilde davrandıklarını deneyimleme fırsatını yaratır. Bu deneyimleme bir yönüyle de kentli olma bilincinin gelişmesine önemli katkıda bulunur.

Proje alanı ve yakın çevresi konum itibariyle ticaret, hizmet ve konut fonksiyonlarının en yoğun olduğu, Denizli’nin kalbi olarak nitelendirilebilecek bir bölgede yer almaktadır. Proje alanının ele alınışı ve Hükümet Konağı’nın tasarımında ana yaklaşım olarak üst ölçeklerden gelen verilerin değerlendirilmesine bağlı olarak mevcut kamusal alanlar ile kent kullanıcısının ilişkisinin güçlendirilmesi ve iç içe geçişlerinin sağlanması temel ilke olarak benimsenmiştir.

Kentsel Değerlendirme ve İlkesel Yaklaşımlar

Doğal ve Yapay Eşikler Arasında Denizli 

Bugüne dek belirleyici olan kentleşme dinamikleri Denizli’yi kentin gelecekteki pozisyonunu kökten etkileyecek son derece önemli bir yol ayrımına getirmiştir. Zira; kent bugün bir takım doğal ve yapay eşiklerin sınırlarına dayanmış durumdadır. Bu eşikleri oluşturan doğal unsurlar, kentsel ve bölgesel düzeyde son derece yaşamsal değerleri olan orman ve tarım arazileri; zengin su varlığı ve beraberindeki havzalardır. Öte yandan Laodicea ve Hierapolis gibi kent merkezine oldukça yakın olan antik kentlerin ve sit alanlarının da tarihi ve kültürel eşikler olarak değerlendirilmeleri yanlış olmaz. Bu doğal unsurların yanında, önceden çeperlerde yer alan sanayi alanları ve askeri alanlar da bugün kent içinde kalarak birer yapay eşik durumuna gelmişlerdir. Sonuçta kent batı, güney ve doğu yönlerindeki orman alanları, yine doğudaki Gökpınar gölü ve havzası; kuzeyde ise verimli tarım toprakları ve sanayi alanları arasında sıkışmış durumdadır.

denizli2Adeta bir “cendere”yi andıran bu yapay ve doğal duvarlar arasında kentin gelecekteki makroformunu belirleyecek iki ayrı senaryondan bahsedilebilir: Kent bu koşullar içerisinde ya 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı kararlarına da uygun bir biçimde yoğunluklar açısından doygunluğa ulaşana dek yeni gelişme odağı olarak belirlenmiş batı ve kuzeybatı duvarlarına dek gelişecek; ya da kuzeydeki tarım arazilerine doğru gelişecektir. Bu açıdan özellikle kuzeydeki yeni otoyol projesi kentin yerleşik alanı ile otoyol arasındaki bölgeye doğru bir çekim unsuru olarak riskli bir konumda yer almaktadır.

Bu iki senaryoya alternatif olarak bir takım farklı projeler de geliştirilebilir. Örneğin kentin içerisinde kalmış olan kuzeydeki sanayi alanları desantralize edilebilir ve bu bölgeler yeniden canlandırma projeleriyle kente tekrar kazandırılabilir. Diğer taraftan eşiklerle tanımlanmış olan “cendere”nin tek dar boğazı konumundaki merkez ile kuzey yaka arasındaki aks da son derece önem taşımaktadır. Zira mevcut küçük sanayi sitesi bu dar boğaz üzerinde yer alarak söz konusu aksın sürekliliğini zedelemektedir. Yürürlükteki çevre düzeni planı kararları açısından da önemli bir yere sahip olan kuzeydeki “Kültür ve Kongre Merkezi” projesi ile kent merkezi arasındaki ilişkiyi güçlendirmede rol oynayacak bu aksın mutlaka üst ölçekli yaklaşımlarla yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca güneydeki üniversite alanının da bu aksın bir uzantısı olduğu düşünülecek olursa konunun önemi artacaktır.

Bu alternatif düşünceler doğrultusunda kentin MİA bölgesinde, hatta “merkezin de merkezinde” yer alan proje alanının, söz konusu aksın en önemli unsuru olarak ele alınabilecek “bir kültür ve yönetim odağı” olarak tasarlanmasına karar verilmiştir. Bu bağlamda aşağıdaki üst ölçekli ilkelerin projenin amacına uygun olarak gerçekleştirilebilmesinde çok önemli rolleri olduğu belirtilmelidir:

  • Derişik kent modeline uygun bir yapılaşma dinamiği benimsenerek “cendere”nin doğal eşikleri sürdürülebilir ilkelerle korunmalı ve hiçbir suretle yapılaşmaya açılmamalıdır.
  • Kuzeydeki sanayi alanları ya kısa vadede sağlıklaştırma projeleriyle yeniden ele alınmalı ya da desantralize edilerek kente kazandırılmalıdır.
  • “Cendere”nin dar boğazı üzerinde ya da MİA bölgesinde yer alan diğer desantralize edilmesi gerekli fonksiyonlar da (küçük sanayi, otogar vb.) yine merkezin dışına taşınmalıdır.
  • MİA’nın bulunduğu kentin batı odağı da doğu odağı gibi yeşil alanlar ve donatılar açısından zenginleştirilmelidir.
  • Üniversite – tarihi kent merkezi – kültür ve kongre merkezi arasındaki aks ve yakın çevresindeki donatılar bu bütünsel yaklaşım doğrultusunda değerlendirilmeli ve bu bölge özellikle açık kamusal alanlar ve yeşil alanlar açısından zenginleştirilmelidir.

Proje Alanı ve Tasarım İlkeleri

Proje alanı olarak tanımlanan bölge de yer alan doğal ve yapay elemanlar tasarımın temel yönlendiricisi olmuşlardır. Kuzeyde yer alan ve şartnameye göre korunması gereken “Endüstri Meslek Lisesi” binaları, proje alanın ortasında yer alan “Mevcut Valilik Binası” ve “Atatürk Anıtı”, alanın doğusunda yoğun olarak yer alan doğal yeşil doku, alanın güneyinde yer alan ve Delikçınar Bölgesinden meydana gelirken ilk olarak karşılaştığımız “Kız Meslek Lisesi” binası ve hemen karşısında yer alan Cumhuriyet dönemi yapılarından “İlkokul Binası” tasarımın şekillenmesini belirleyici önemli öğeler olarak göze çarpmaktadır.

Bu bağlamda proje kapsamında kuzey-güney aksı yayalaştırılarak, bu alandaki araç trafiği çevre yollara aktarılmış böylece proje alanı üzerinden Delikliçınar – Kaleiçi bağlantısı ve Delikliçınar – Otogar – Turizm bölgesi bağlantısı sağlanmaya çalışılmıştır. Bu yayalaştırmanın en önemli nedenlerinden biri daha önce de bahsedildiği gibi kamusal alanlar ile kent kullanıcısının ilişkisinin güçlendirilmesi ve iç içe geçişlerinin sağlanmasıdır.

denizliDiğer yönden doğu – batı aksında proje alanının ortasında mekansal bir boşluk ve meydan oluşturularak bu kapsamda ilkokulun yanında yer alan alan, kent parkı olarak düzenlenmiştir. Böylece hem Atatürk anıtının önünde kentsel bir boşluk yaratılmış hem de parkın valilik meydanı ve müze meydanı ile ilişki kurmasına çalışılmıştır. Önerilen valilik binası, oluşturulmaya çalışılan meydana hakim bir şekilde konumlanırken, bu binanın uzantısı ile mevcut valilik binası ile de anlamsal bir ilişki kurulmaktadır.

Proje alanında meydanlar birbirine akarken hem görsel bir çeşitlilik ve iletişim hem de kamusal gereklilik ve işlevsel farklılıklara uygun çeşitlenmeler aranmaktadır. Müze meydanı, Valilik Meydanı, Valilik Üst Meydanı, Etkinlik Meydanı bu anlamda oluşturulan farklı özellikteki meydanlardır.

Proje alanının doğusunda yer alan yeşil doku daha da arttırılarak, Denizli’nin bitki örtüsüne uygun ağaçlarla zenginleştirilmiş ve rekreasyon alanları olarak tanımlanabilecek bir bölge yaratılmaya çalışılmıştır. Bu bölgeden Kaleiçi ve Otogar aksları boyunca yeşil sürekliliğin devam etmesi önerilmektedir.

Kuzeyde yer alan endüstri meslek lisesine ait binalar şartnamede de belirtildiği gibi korunacak yapılar olarak ele alınmış ve “Kent Müzesi” ile işlevlendirilmiştir. Bu işlevin mekansal ve estetik gerekliliklere bağlı olarak mevcut yapıya eklemeler yapılmıştır.

 

Projeye Ait Görseller